The House Cafe Kurucu Ortağı Canan Özdemir: “Sektör yatırımlar konusunda daha temkinli davranacak”

Yeme-içme sektörünün merakla beklediği haber geçtiğimiz günlerde geldi. 1 Haziran’da açılması kararlaştırılan restoranlar son hazırlıklarını tamamlayarak bugün kapılarını açtı. Pandemi Dosyası’nda FoodinLife’a açıklamalarda bulunan The House Cafe Kurucu Ortağı Canan Özdemir, sektörün yatırımlar konusunda daha temkinli davranacağını belirterek, “Çalışanlarımızın ve misafirlerimizin güvenliği ve sağlığından sorumluyuz” dedi

The House Cafe Kurucu Ortağı Canan Özdemir, ilk olarak sertifikasyon konusunda değiniyor. Gerek gıda hijyeni & kontrolü ve denetimi gerekse yüksek iş güvenliği gibi sektörün çok önemli iki konusuyla ilgili zorunlu sertifikasyonların daha ciddiye alınıp artırılması gerektiğini ifade eden Özdemir sözlerini şöyle sürdürüyor:

Zorunlu sertifikasyonları almak yeterli bir çözüm olmuyor

“Biz restoran & işletme sahipleri çok önemli iki konudan sorumluyuz; çalışanlarımızın ve misafirlerimizin güvenliği ve sağlığı. Burada en önemli sorumluluk, biz işverenlere ve devletin denetleme organlarına düşüyor.. Gerekli ve zorunlu sertifikasyonları almak yeterli bir çözüm olmuyor. Öncelikle bizlerin kendi mekânlarımızı çok sıkı gözlemleyip denetlememiz gerekiyor. Ben ve ortaklarım, açıldığımız günden beri mekânlarımızdaki her bir köşeye çok dikkatli bakarız, şubelerimizi her ziyaretimizde kendimiz bire bir gerek mutfaklara gerekse servis alanlarına dip köşe bakarız kontrol ederiz.

Çalışma arkadaşlarımız bizim bu konuya ne kadar büyük önem verdiğimizi ve  titizlendiğimizi çok iyi bilirler. Diğer bir konu, hem gıda hem doğal kaynak israfları konusu. Pandemi süresince herkesin dünyadaki doğal kaynakların daha bilinçli tüketilmesi gerektiğini, yerel üretim ve tarımın önemini, kısacası her türlü israfın önlenmesi gerektiği konusunda bir bilinç oluştuğu düşüncesindeyim daha doğrusu umuyorum. Bu süreçte hep belirttiğim gibi, sırf menümüz zengin gözüksün, çeşit olsun düşüncesiyle çok az satan ve günün sonunda koca bir çanak ürünü çöpe atacağımız seçenekler koymayalım.

Menüler daralmalı, menüler yapılırken israf göz önünde bulundurulmalı. Bu hem işletmeye zarar hem de her türlü gereksiz doğal kaynak tüketimi. Dünyamızdaki kaynakların hepimiz açısından kısıtlı olduğunu, birçok ülkede hala açlık sınırında insanların yaşadığı, elektrik, su ve doğalgazın da sınırlı olduğu bilincinde olmalıyız. Sadece biz değil, bu bilinci çalışanlarımıza kazandırmamız bizim öncelikli görevimiz olmalı. Restoran sektörü tüm dünyada ve bizim ülkemizde nakit üzerine dönen ve finansal derinliğin çok olmadığı bir sektör.

Kasada çok fazla paranın tutulmadığı, hatta gelecek paralara göre nakit akış planlamaları yapıp bugünden yatırımların yapıldığı bir sektör. Bu gün sadece biz ya da Türkiye’deki restorancılar değil Amerika’da, Avrupa’da, Avustralya’da da sektördeki model %90 bu şekilde. Şimdi akan ana bir musluk var ve buna bağlı bir sulama sistemi var. Bu sulama sistemi bir çok yeri besliyor ama bu musluk kapanınca hiç bir yer beslenemiyor ve kuruyor. 

Corona ile beraber bir süre yaşayacağız, bu süreçte ve sonrasında ne olacak; finansal derinlikler artacak, ne olacak, afet durumunda seni idare edebilecek ayakta tutabilecek kadar bir paran hep kumbarada olacak. Yatırımlar konusunda sektör daha temkinli davranacak, gerçek olarak paran olduğu zaman yatırım yapacaksın. Herkes sabit giderlerine çok daha fazla dikkat edecek. Bunlar bireysel anlamda sektörün alacağı önlemler olacaktır diye düşünüyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla