Orhan Genceli – COVID-19 ile, nasıl yalan söylenir?

Darrel Huff’ın istatislerle Nasıl Yalan Söylenir Kitabında “How to Lie with Statistics” İspanyol-Amerikan Savaşında Donanmada ölüm oranı binde 9 du, O dönemde Newyorkta siviller arasında ölüm oranı ise binde 16 idi, dolayısı ile Amerika hükümeti propagandasın da Donanmada olmak, sivil hayattan daha güvenlidir paradoksuyla gençleri donanmaya çekmeyi ikna etmekte başarılı olmuştur.

Görünüşe göre ordunun argümanları doğruydu, ancak donanma çoğunlukla sağlıklı gençlerden oluşuyordu (ve hala da öyle). Sivil nüfus ise nerede olursa olsun ölüm oranı daha yüksek olan bebekleri, yaşlıları ve hastaları da kapsadığı için. Metodolojik olarak önemli olmasına rağmen, bu bilgiler işe o dönem ki kampanyalarda halktan gizlenmişti.

COVID-19 ile ilgili sorun benzerdir; sınırlı, parçalanmış, sansasyonel, basitleştirilmiş, şişirilmiş, karışık, siyasallaştırılmış, ön yargılı, araçsallaştırılmış, çelişkili ve zayıf bir şekilde toplanmış veri kümeleri ile tahminler yapmamızı isterler, kısacası kafamızın karışması için hesaplamalarda gerekli tüm karmaşayı yaratırlar.

En çarpıcı örnek? Her ülke ölüm oranını keyfi ve bilimsel olmayan ölçümlerle hesaplamaktadır. Bugüne kadar, (gerçek) ölüm yüzdesi, zaten kıt olan verilerin nasıl yorumlandığına bağlı olarak % 0.0001 ile % 99 arasında olabilir. Bu, herhangi bir rasyonel argümanı imkânsız hale getirir.Bazı ülkelerde ise süreçte oranlar bir birine çok yakın olarak gösterilmiştir.

Mühendisler bilirler, teknolojide bir söz vardır: “garbage in / garbage out” (çöp girişi / çöp çıkışı) yani orijinal veriler çöpse (yanlışsa), bu verilere dayanarak yapılan bir değerlendirmenin sonucu da çöp demektir.

Devletlerin gerçek istatistiklerini bilenler, o kibirle gidip evlerinde her nedense başlarını yastığa koyup huzurla yatabiliyor olmalarını tahmin bile edemiyorum.

Turizm ve otelciliğin yakın geleceğini kestirmek kolay değil, yani 30 yıllık tecrübe ve yaşanmışlıklar sonucunda bir danışman olarak dürüstçe bir beyenatta bulunmak gerçekten güç, valla efendim ne diyeyim, bende devletlerin verdiği istatistiklerin yalancısıyım.

Entelektüelizm asla nihilizim olamaz.

Tüm komplo teorilerini bir kenara bırakırsak, hem kendi ülkemin verileri, hem de diğer ülkelerden gelen devlet kaynaklı veriler, bu günlerde bir yatırımcıdan gelecek, yatırım fizibilite talebinde verebileceğim raporlama etik olarak sağlıklı bir rapor olabileceği düşüncesinde değilim. Yani bende birilerini yalancısı olacağım. Neydi teknolojideki söz “garbage in / garbage out” gelen bilgi çöp ise benim yapacağım tüm istatistiklerde başında itibaren benim fikrim olacak (çöp) bilimsel bir veri olarak kabul edilmemesi gerekir.

Sonuç olarak: Amerikalı yazar Henry Felsen, ” tedavi edilirse, soğuk algınlığı sadece yedi günde geçer, ancak tedavi edilmezse bir hafta kadar sürebilir ” demiş. Kafamızı karıştıran açıklamalar, karmaşık bilgi ve veriler bizi düşünemez kılmaya vesile olmaktadır.

İnanın Virüsün, sektörümüz üzerindeki etkileri, beni bu sağduyu süspansiyonundan çok daha az korkutuyor.

Çünkü ikincisi için bir aşı asla olmayacaktır.

Orhan Genceli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla